RSS Feed

NOTICE

1. Articles and legal documents on this weblog are used for studying and learning, not for other purposes;
2. Main weblog THÔNG TIN PHÁP LUẬT DÂN SỰ is located here: http://thongtinphapluatdansu.wordpress.com/

Any information please send to nguyenhonghaids@gmail.com or nguyenhonghaihlu@yahoo.com

3 Responses »

  1. hayrettin ökçesiz

    ÜNİVERSİTELER DİRENİN!
    Bu konuda diğer yazılarıma blogumdan ulaşabilirsiniz.

    “Direnen Üniversite”-3

    (Cumhuriyet Bilim Teknik 25.11.2011
    okcesizhayrettin@gmail.com
    http://okcesizhayrettin.blogspot.com/)

    Artık üniversitelere daha büyük sorumluluk düşüyor. TÜBA’ya yapılan çirkin saldırıyla kendini iyice aşikâr etmiş bir niyete karşı durmak, her aydınlanmacı, Atatürkçü, halkçı öğretim üyesinin her zamankinden daha ivedi bir görevidir. Sinmek, sindirilmeye izin vermek, bir biçimde bu yıkıma ortam sağlamak gelecek kuşakların asla bağışlamayacağı bir tutum olacaktır.

    Çocuklarımızı onurlandıracak bir isim bırakmak istiyorsak, ürkekliğimizi, korkularımızı, yılgınlığımızı bir kenara atmalıyız. Kiniklerin (köpeksilerin) de hoş görüleceği bir zamanda değiliz. Hoca Nasreddin gibi, anahtarı kaybettiğimiz yerde değil de, daha uygun diye, avluda aramaktan vazgeçmeliyiz. Bu felaketi özel çıkarları yüzünden görmezlikten gelenleri, şirin gösterenleriyse hiç anmak istemiyorum.

    Peki, bu direnmek görevi niçin daha çok bize düşüyor? Bilmek, bilebilecek durumda olmak; bilebilmenin koşullarına başkalarından daha çok sahip olmak bize bu sorumluluğu daha çok yüklüyor da ondan. Bilimsel bilgi başarılı eylemin önkoşuludur da ondan. Oysa biz bugüne dek bu olanaklardan, daha çok kendimize ayrıcalık yarattık. Tuzumuzu kuru tutmak için tuzu hiç kurumayanların ezilmesine, sömürülmesine ses çıkartmadık. Hiç bir mangalda kül bırakmadık, ama sıra bir şeyler yapmaya gelince, kestirmeden sırra kademler bastık. Şimdilerde de, götürürler diye, direnen üniversitelilerle karşılaşmayı uğursuzluk sayıyoruz.

    Sevgili meslektaşlarım, her seçimde “Direnen Üniversite” için üniversitenizden direnen rektör adayları çıkmasını sağlayın. Ne kadar çok olurlarsa, o kadar iyidir. Sonra onlardan bir araya gelerek yalnızca bir adayı desteklemelerini isteyin. Çoğunluk oyunu her alışında, bu adayı atama mercilerine dayatın. Atayıp, atamamaları hiç önemli değil. Ama bununla herkes bilecektir ki, eleştirel akıl zindedir. Sevgili Atatürk yaşamaktadır. İnsanın, halkın ezilmesine, sömürülmesine dayanamayan yürekler vardır üniversitelerde!

    Direnen Üniversite programıyla gelecek olan rektörün siyasi iktidarca engelleneceğini, üniversitenin işlerini yürütemeyeceğini, böyle bir sonucun kaos yaratacağını söyleyenlere itibar etmeyin. Zaman işgüzarlar seçmek zamanı değildir. Bilimin yüksek değerlerini, kamu yararını, insan onurunu, akademik özgürlüğü seçmek zamanıdır. Siz bu seçiminizi ülke kamuoyuna gösterdikten sonra, o koltuklara kim oturursa otursun, Damokles’in kılıcı olacaksınız.

    Otuzu aşkın üniversite 2012’de bu meşaleyi yakacaktır. Ya da sevgili yurdumuzun daha koyu karanlıklara biraz daha gömülmesine göz yumacağız. Sonraları hiç kimse, yaşlı Almanların “bilmiyorduk” demesi gibi, haberdar olmadıklarını kimselere anlatmaya çalışmasın.

    Güneş yeniden doğacak. Doğmayacaksa ama, sevgili öğretim üyeleri, siz direnmenin erdemini kavrayamadığınız için, direnmeye cesaret yerine, birlikte sömürmeye cüret ettiğiniz için doğmayacaktır!

    Bu sözlerimi aşırı bulanlara şunlardan neyi anladıklarını sorayım en iyisi:

    Dünya demokrasi endeksinde 89’uncu sıraya geriledik. Özgür ülkeler arasında 112’ncilikle melez rejim, yarı özgür ülkeyiz. Basın özgürlüğünde 138’incilikle, yolsuzlukta 56’ncılıkla ve küresel barışta 127’ncilikle kırmızı listedeyiz. İnsani gelişmişlikte 93’üncülükle ve nüfusta çalışan oranı %44,3 ile en düşük sıradayız. Genel eşitsizlikte 84’üncü ve cinsiyet eşitsizliğinde 77’nci sırayla yine sonuncuyuz. Eğitimde eşitsizlikte 102’inci, gelirde eşitsizlikte 65’inciyiz…

    34 OECD ülkesi arasında: Uzun yaşamada sonuncuyuz. Emeklilikte geçirebildiğimiz süreyle de sonuncuyuz. Geçim zorluğunda, eğitimde ve okuma becerisinde 32’inciyiz. Eğitim harcamalarında 33’üncü, nüfusun ortalama eğitim yılı olan 6,5’la sonuncuyuz. Hayata güler yüzle bakanlarımızla (%56,5) ve akıl sağlığımızla (%47) da sonuncuyuz. Birbirine güvende (%24) 32’nci, topluma gönüllü katkıda 33’üncü, hoşgörü’de 34’üncü sıradayız. (Bkz. Orhan Bursalı, 10 Yıldır AKP, Uluslararası Göstergelerle Türkiye Röntgeni, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul 2011)

    Ne dersiniz, bu verilerin açıkça gösterdiği sömürüye, talana, işgale, köleliğe, yoksulluğa, cehalete, tutsaklığa direnmeyecek miyiz? Direnen Üniversite’yle kendimizi yeniden bulduktan sonra bilimimizi, eğitimimizi, öğretimimizi bu verilerin nedenleri ve sonuçlarıyla mücadeleye adamayacak mıyız? Atatürk’ün üniversiteleri olmayacak mıyız?

    Hayrettin Ökçesiz
    okcesizhayrettin.blogspot.com

    Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.